"Her şey yolunda gibi görünüyor ama içimde tuhaf bir huzursuzluk var." "Telefon çaldığında kötü bir haber gelecekmiş gibi hissediyorum." "Mutlu olduğum anlarda bile sanki birazdan her şey bozulacak." Eğer bu cümlelerden biri size tanıdık geliyorsa yalnız değilsiniz. Birçok insan, ortada belirgin bir neden yokken bile sürekli tetikte hissettiğini anlatır. Dışarıdan bakıldığında hayat normal akıyor olabilir; iş, okul, aile ya da arkadaşlıklar devam ediyordur. Ancak zihnin bir köşesinde hep aynı düşünce dolaşır: "Ya kötü bir şey olursa?" Bu his zaman zaman herkesin yaşayabileceği doğal bir deneyimdir. Ancak uzun süre devam ettiğinde yaşam kalitesini düşürebilir ve kişinin sürekli alarm hâlinde yaşamasına neden olabilir. Beynimiz Tehlikeyi Bulmak İçin Programlandı İnsan beyni, hayatta kalabilmek için gelişti. Evrimsel açıdan bakıldığında atalarımız için en önemli görev, tehlikeyi mümkün olduğunca erken fark edebilmekti. Çalılıkta duyulan bir sesin rüzgâr mı yoksa bir yırtıcı mı olduğunu hızlıca değerlendirmek gerekiyordu. Bu nedenle beynimiz, olası tehditleri fark etmeye olumlu olaylardan daha fazla önem verme eğilimindedir. Psikolojide bu durum "negativity bias" (olumsuzluk yanlılığı) olarak adlandırılır. Bugün ise tehlikeler değişti. Artık vahşi hayvanlardan çok; işimizi kaybetmekten, sevdiklerimize bir şey olmasından, başarısız olmaktan ya da reddedilmekten korkuyoruz. Beynimiz hâlâ aynı görevini sürdürüyor: "Bir sorun var mı?" Sorun olmadığında bile bazen aramaya devam ediyor. Kaygı, Geleceğe Odaklanan Bir Duygudur Korku ve kaygı çoğu zaman birbirine karıştırılır. Korku, gerçek ve mevcut bir tehdide verilen tepkidir. Kaygı ise henüz gerçekleşmemiş, gerçekleşme ihtimali olan olaylara yöneliktir. Yani kaygılı zihin çoğu zaman şu soruyla meşguldür: "Ya olursa?" Bu nedenle sürekli kötü bir şey olacakmış gibi hissetmek, çoğu zaman zihningeleceği …
Arama Yapın
Book Now
Book a Consultation
It just takes a few minutes to sign up and get fast, easy access to care, 24/7. No need for your insurance card yet.







