Order supplements and other products.

Book Now

Book a Consultation

It just takes a few minutes to sign up and get fast, easy access to care, 24/7. No need for your insurance card yet.


Blog

23 Ekim 2024

Evcil hayvanlar, ailelerin yaşamına neşe katan ve çocukların gelişimine önemli katkılarda bulunan canlılardır. Ancak evcil hayvan sahipliği sadece eğlenceli bir deneyim değil, aynı zamanda çocuklara sorumluluk duygusunu öğretmek için de harika bir fırsattır.Bununla birlikte evcil hayvan sahiplenmek isteyen bir aile bilmelidir ki hayvan önce anne ve babasının daha sonrasında çocuğun sorumluluğunda olmalıdır. Çünkü ilgilenilmeyecek bir evcil hayvanın aileye ve çocuğa faydasından çok zararı olacaktır. Bu nedenle evcil hayvan sahiplenmeyi düşünen aile evine yeni bir birey kazandırmanın kararını vereceğinin farkında olmalıdır. Zira bu ciddi kararı vermeden, karne günlerinde veya doğum günlerinde hediye olarak alınan evcil hayvanların kısa bir süre sonra sahiplendirilmek üzere başka bir aileye verilmesi sıkça rastlanılan üzücü bir durumdur.Sorumluluk ÖğrenimiÇocuklar, evcil hayvanların bakımı aracılığıyla önemli yaşam becerileri kazanabilirler. Evcil hayvanların ihtiyaçlarını karşılama görevi, çocukların sorumluluk almayı öğrenmelerine yardımcı olur. Bu süreç, onları hem fiziksel hem de duygusal olarak geliştirir. Çocuklar, evcil hayvanları beslerken, onlara su verirken veya temizlik yaparken düzen ve disiplin konusunda farkındalık kazanır. Ayrıca bu görevler aracılığıyla zaman yönetimi becerilerini de geliştirirler.Bununla birlikte çocuklara verilen görevlerde bu görevlerin karşılanmasının ebeveynler tarafından kontrol edilmesi önemlidir. Çünkü evcil hayvanların bakımının aksatılması durumunda hassas canlılar oldukları için hastalanması kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenle de olası bir kaybın çocukta oluşturabileceği travmayı göz önünde bulundurmak gerekmektedir.Duygusal GelişimEvcil hayvanlarla etkileşim, çocukların duygusal zekalarının gelişmesine büyük katkı sağlar. Hayvanların bakımı sırasında, çocuklar empati kurmayı öğrenir. Örneğin, bir hayvanın aç kaldığını veya hasta olduğunu fark ettiklerinde, bu durum onları harekete geçirir ve hayvana karşı duyarlılık geliştirmelerine yardımcı olur. Ayrıca, evcil hayvanların sağlığı ve mutluluğu için yaptıkları …

23 Ekim 2024

Mobbing toplumları, şirketleri, ekonomiyi etkilemesine rağmen mobbingden en çok zarar gören şüphesiz ki mağdurun kendisidir. Bu blog yazımızda mobbing karşısında kişinin daha az zarar görmesi için nasıl mücadele edilebileceğinden bahsedeceğiz.Öncelikle kişi mobbingin ne olduğunu bilmeli ve yaşadığı durumu fark etmelidir çünkü neye maruz kaldığınızı bilmezseniz onunla yeterince baş etmeniz mümkün olmaz. Yaşadığınız durumu mobbing olarak tanımlayabildiğinizde ilk olarak kendinize güvenmelisiniz ve bu durumu kişisel algılamamalısınız. Yani ‘bana yaşatılanlar benimle ilgili değil, onlarla ilgili’ diyebilmelisiniz. Yenilgiyi en başından kabul etmemelisiniz. Onlar çok güçlü ve onlarla baş edemem gibi düşüncelerden uzaklaşmalı, öğrenilmiş çaresizlikten kurtulmalısınız. Aksine daha önce üstesinden geldiğiniz olayları kendinize hatırlatmalı ve güçlü yanlarınızı görmelisiniz. Size mobbing uygulayan kişiye karşı güçlü bir tavır sergilemeli, ona kızmamalı, küsmemeli yani mağdur rolünü kabullenmemelisiniz. Bu durum mobbing uygulayan kişinin sonuçtan aldığı hazzı engelleyecektir. Unutmayın ki mobbing uygularken bekledikleri sonuç; üzgün, stresli, kaygılı olmanız ve pes etmeniz olacaktır. Fakat güçlü durmanıza rağmen mobbing uygulanmaya devam ediyorsa suçlayıcı ifadelerden kaçınarak zorbalığı yapan kişiyle yüzleşmeli ve durumun farkında olduğunuzu açıkça belirtmelisiniz. Yüzleşmiş olmak özgüveninizi de destekletecektir.Mobbing ile bireysel mücadelede yardım almanız gerektiğini unutmayın. Üst yönetime bu durumu bildirmeli ve yasal haklarınızı bilmelisiniz. Bu süreç psikolojik ve fizyolojik olarak yıpratıcı bir süreç olduğundan dolayı kendinize nefes alabileceğiniz yeni ilgi alanları oluşturmak stresinizin azalmasına yardımcı olacaktır.Mobbingin bir olası sonucu da mesleğinizden uzaklaşmanız olabilir. Bunun önüne geçebilmek için mesleki becerilerinizi geliştirmeye odaklanmalı size katkı sağlayacak workshoplara katılmalı ve mesleki eğitimler almalısınız.Mobbing ile tek başınıza mücadele etmek oldukça güç olduğu gibi sonuç açısından da yetersiz olabilir. Kurum ve yönetim bu konuda …

30 Eylül 2024

Kişilik gelişimi, çocukların ergenlik dönemine girmesiyle birlikte hız kazanır. Bu dönem, duygusal, sosyal ve bilişsel becerilerin şekillendiği kritik bir evredir. İşte, çocukların bu süreçte sağlıklı bir kişilik geliştirmelerine yardımcı olabilecek bazı temel stratejiler.Duygusal Farkındalığı ArtırmakDuygular, kişilik gelişiminin önemli bir parçasıdır. Çocuklara duygularını tanımaları ve ifade etmeleri konusunda destek olmak onların empati yeteneklerini geliştirecektir. Aile içinde duygusal sohbetler yaparak, "Bu durumda nasıl hissediyorsun?" gibi sorular sorabilirsiniz. Ayrıca, çocukların hissettiklerini ifade etmelerine yardımcı olacak aktiviteler (günlük tutma, sanat çalışmaları) teşvik edilmelidir.Sosyal Becerileri GeliştirmekÇocuklar, sosyal becerilerini oyunlar ve grup aktiviteleri aracılığıyla geliştirir. Ekip çalışması, paylaşma ve işbirliği becerilerini öğrenmeleri için grup oyunları ve takım sporlarına katılımlarını teşvik edin. Ayrıca, sosyal etkileşimlerini artıracak etkinlikler (gönüllü çalışmaları, topluluk projeleri) düzenleyebilirsiniz. Bununla birlikte çocuklarınızı takım oyunlarına (basketbol, futbol, voleybol) yönlendirerek bir taraftan sosyalleşmesini sağlarken bir taraftan da sorumluluk almasını sağlayabilirsiniz.Bağımsızlık ve SorumlulukÇocukların bağımsızlıklarını kazanmalarına yardımcı olmak, kişilik gelişiminde önemli bir adımdır. Küçük yaştan itibaren onlara belirli sorumluluklar verin; ev işlerine yardımcı olmaları veya kendi kararlarını almaları için fırsatlar tanıyın. Bu, kendine güvenlerini artıracak ve karar verme becerilerini geliştirecektir.Olumlu Model OlmakEbeveynler ve öğretmenler, çocuklar için en önemli rol modellerdir. Kendi davranışlarınıza dikkat edin; empati, saygı ve öz disiplin gibi değerleri ön planda tutun. Çocuklar, sizin tutum ve davranışlarınızı gözlemleyerek kendi kişiliklerini şekillendireceklerdir.Eleştirel Düşünme BecerileriÇocukların analitik düşünme becerilerini geliştirmek, kişiliklerine önemli katkılarda bulunur. Sorun çözme oyunları, bulmacalar ve strateji gerektiren aktiviteler, eleştirel düşünme yeteneklerini artırır. Ayrıca, çocuklara farklı bakış açılarını değerlendirmeleri için sorular sorarak düşüncelerini derinleştirmelerini sağlayabilirsiniz.İletişim Becerilerini Geliştirmekİyi iletişim becerileri, sağlıklı ilişkilerin temelidir. Çocuklara açık ve dürüst …

19 Eylül 2024

Mobbing, çalışma hayatında kişinin iş arkadaşları, astı veya üstü tarafından sistematik bir şekilde psikolojik şiddete maruz kalmasıdır. Bu durum, kişiler üzerinde derin etkiler bırakabilir ve çözüme yönelik önemli adımların atılabilmesi için mobbingin nedenlerini ve etkilerini anlamak oldukça önemlidir. Mobbingin Nedenleri Mobbinge maruz kalan kişiler genellikle öz güveni yüksek, girişken, yaratıcı bireyler olup duygusal zekası yüksek kişilerdir. Başkalarının duygularını hissedebilen, kendi davranışlarını objektif bir şekilde ele alabilen bu kişiler iş yaşamındaki diğer bireyler tarafından tehdit olarak algılanabilirler. Hiyerarşik yapılar ve otoriter yönetim tarzları mobbing için uygun zemin oluştururken; zayıf iletişim, iş yaşamındaki stres ve belirsizlikler mobbinge sebep olabilmektedir. Öte yandan toplumsal normların, güçlü olanın zayıf olanı yok etme şeklindeki algısı mobbing ile uyum sağlarken; etnik köken farklılıkları, liyakatsizlik, kişinin kendini gerçekleştirememiş olması gibi sosyal faktörler de mobbinge sebep olur. Mobbingi uygulayan kişilerin narsist eğilimleri, travmatik geçmiş sonucu ‘kurban arama eğilimleri’ de mobbingin sık görülen sebepleri arasındadır. Mobbingin Kişiler Üzerindeki Etkisi Mobbinge maruz kalan kişiler stres, kaygı, depresyon ve öz saygı gibi psikolojik sorunlar yaşarlar. Psikolojik baskılar, fiziksel sağlık problemlerine yol açarken uyku bozuklukları, baş ağrıları, sindirim sorunları gibi sağlık problemleri yaşayabilirler. Mobbing bireylerin iş doyumunu düşürdüğünden dolayı iş performansını ve motivasyonunu düşürür. Performans kaygısı, işe geç kalma ve işten ayrılma düşünceleri yoğunlaşır. İş yerindeki stres, kişiler arası ilişkileri olumsuz olarak etkiler. Sosyal izolasyon ve ilişkilerde çatışmalar görülebilir. İşten ayrılma gibi sonuçlardan dolayı kariyer hedeflerini etkiler ve ekonomik zararlar doğurur. Sonuç olarak, mobbingin hem psikolojik hem de fizyolojik düzeyde ciddi etkileri vardır. Bu olumsuz etkilerle başa çıkabilmek için açık iletişim, adil yönetim …

19 Eylül 2024

Mobbing Nedir?Mobbing kelimesi ilk olarak hayvan davranışlarını inceleyen K. Lorenz tarafından kullanılmıştır. Lorenz mobbingi; hayvanların, tehlike olarak gördükleri diğer hayvanları uzaklaştırmak için sergiledikleri davranışlar olarak tanımlamıştır. Mobbing kavramını yetişkin davranışları olarak ele alan Leymann ise mobbingi psikolojik taciz olarak tanımlamaktadır. Mobbing bir psikolojik taciz, psikolojik şiddet, psikolojik terör olarak öne çıkarken mobbingin en ayırıcı özelliği ‘iş hayatında’ gerçekleşmesidir. İş yerlerinde çalışanlara üstlerinden, astlarından veya eşit düzeydeki iş arkadaşlarından sistematik/sürekli olarak uygulanan kötü muamele, psikolojik şiddet, tehdit ve aşağılama gibi davranışları kapsarken aynı zamanda özgüven ve öz saygıya yönelik sürekli ve acımasız bir saldırıdır. Mobbingi uygulayan kişi yaptığı baskılar sonucu karşı tarafı yıldırmak ister ve mobbinge maruz kalan kişinin performansını düşürmeyi hatta işten ayrılmasını hedefleyebilir. Mobbing fiziksel şiddeti içermeyen tamamen bir duygusal saldırıdır.Mobbingin Çeşitleri Nelerdir?Mobbing her iş yerinde farklı biçimlerde görülebilir. Düşey mobbing, yatay mobbing, dikey mobbing olarak üç farklı şekilde kategorize edilmiştir. Düşey mobbing, kıdemlilerin astlarına uyguladığı psikolojik tacizdir ve genellikle kişinin kurumdan uzaklaşmasını yani işten ayrılmasını hedefler. Yatay mobbing, eşit düzeydeki meslektaşlar arasındaki rekabet ve kişisel anlaşmazlıktan doğan psikolojik tacizdir. Dikey mobbing çalışanların yöneticilerine uyguladığı, en nadir görülen psikolojik şiddettir.Mobbingi Tanımak Neden Önemlidir?Günümüzde dünya çapında mobbinge maruz kalanların sayısı hafife alınamayacak kadar çok olup, bu sayı günden güne artmaktadır. Mobbing sebebiyle psikolojik zarar görüldüğü gibi kişinin işten ayrılmaya karar vermesi gibi ekonomik zararlar da görülür. Mobbing sürecinden sonra somatik olarak hastalanan bireylerin de sayısı oldukça fazladır. Mobbing oldukça travmatik bir süreç olabilmektedir. Mobbing konusunda son yıllarda toplumun daha çok bilinçlenmesine rağmen yine de yaşadığı durumu tanımlamakta güçlük çeken kişiler …

3 Eylül 2024

Öz saygı, bireyin kendine verdiği değer ve saygının bir yansımasıdır. Kendini değerli hissetmek, mutluluğun ve başarının temel taşlarındandır. Bu yazıda, öz saygının ne olduğunu, nasıl geliştirebileceğinizi ve öz saygının hayatınızdaki rolünü ele alacağız. Öz Saygı Nedir? Öz saygı, kendini kabul etmek ve kendini değerli görmek gibi kavramları kapsayan bir üst kavramdır. Yani, öz saygıyı; kendini kabul etme, kendine güvenme ve kendini değerli hissetme duygularının bir bütünü olarak düşünebiliriz. Yüksek öz saygıya sahip kişiler kendilerini değerli ve yeterli hissettiklerinden dolayı yaşamdan aldıkları doyum daha fazladır. Öte yandan, düşük öz saygı bireylerin kendilerini yetersiz ve değersiz hissetmelerine neden olabilir, bu da ruhsal ve duygusal sorunlara yol açabilir. Terapi sürecinde en çok karşılaşılan olumsuz temel düşüncelerin başında değersizlik algısı gelir. Öz Saygıyı Geliştirmenin Önemi Öz saygı geliştirmek, sadece kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlamakla kalmaz; aynı zamanda kişisel ve profesyonel başarılarınıza da katkıda bulunur. Yüksek öz saygı, stresle başa çıkma becerilerini artırır, sağlıklı ilişkiler kurmanıza yardımcı olur ve genel yaşam kalitenizi yükseltir. Öz Saygı Geliştirmek İçin İpuçları Kendinizi Tanıyın ve Kabul Edin: Kendinizi tanımak, güçlü yönlerinizi ve zayıflıklarınızı anlamak, öz saygınızı geliştirmenin ilk adımıdır. Kendi değerlerinizi ve kişisel hedeflerinizi belirleyin. Bu süreçte, kendinizi eleştirmek yerine, kendinizi anlamaya çalışın ve kabul edin. Olumlu İçsel Diyalog Kurun: Kendinize yönelik olumlu düşünceler geliştirmek, öz saygınızı artırmanın anahtarıdır. İçsel eleştiriyi azaltarak, kendinizi destekleyici ve teşvik edici bir dil kullanın. Her gün kendinize olumlu cümleler söylemek, kendinizi değerli hissetmenize yardımcı olabilir. Kişisel Hedefler Belirleyin ve Başarılarınızı Kutlayın: Küçük ve ulaşılabilir hedefler belirlemek, başarılarınızı gözlemlemenize ve kendinizi daha yetkin hissetmenize yardımcı olur. Hedeflerinizi gerçekleştirdiğinizde, bu başarıları kutlamak, öz …

22 Ağustos 2024

Bilgisayar ve internet, hayatımızın birçok yönünü kolaylaştırırken oyun ve eğlence alanında da önemli bir yer edinmiş durumda. Teknolojinin hızlı ilerlemesi, şehirleşme ve geleneksel oyun alanlarının azlığı gibi nedenlerle, dijital oyunlar giderek daha fazla tercih ediliyor. Artık hemen her yaş grubundan insan dijital oyunlara ilgi gösteriyor, özellikle gençler bu eğilimin öncüsü oluyor. Bununla birlikte oyun oynama süresi de gün geçtikçe artıyor. Dijital oyunları sağlıklı bir şekilde aşırıya kaçmadan oynamanın olumlu katkıları olabilir. Bu oyunlar, duygusal rahatlama ve boşalma sağlayabilir. Ancak, oyun oynama isteği kişinin kontrolünden çıkarsa ve bu durum duygu, düşünce ve davranışlarda belirgin değişikliklere yol açarsa, bağımlılıktan söz edilebilir. Dijital oyun bağımlılığı, günümüzün giderek yaygınlaşan bir davranışsal bağımlılık türüdür. Bu bağımlılık, bireylerin dijital oyunlara karşı kontrol edilemeyen bir istek duymasına neden olur ve bu durum, onların duygu, düşünce, davranış ve günlük yaşamlarında çeşitli değişikliklere yol açar. Araştırmalar, dijital oyun bağımlılığının çoğunlukla ödül eksikliği ile bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Bağımlı olan kişilerde dopamin üretimi artar ve bu da yarattığı heyecanla birlikte bireylerin oyunlara olan bağlılıklarını güçlendirebilir. Çünkü genellikle stres, endişe, duygusal zorlukları hafifletme isteği bağımlılıklarda öncü olabiliyor. Böylelikle de dijital oyunlar kişinin günlük yaşamının zorluklarından kaçmasına yardımcı olabilir. Dijital oyun bağımlılığı olan kişilerde ortak olarak görülen kriterler vardır, bunlar: • Önem Atfetme: Oyun kişinin zihnini yoğun bir şekilde meşgul eder, şiddetli istek uyandırır ve aşırı kullanım söz konusudur. Kişi önceliklerini belirlemekte zorlanır ve sorumluluklarını yerine getiremeyip yalnızca oyun oynamaya odaklanır. • Tolerans: Kişi aldığı hazzı sürdürmek istediği için oyun süresini gittikçe artırmaya başlar. Oyun oynama süresi arttıkça da bağımlılık ihtimali de …

22 Ağustos 2024

Hayatın karmaşasında gerçek benliğimizle uyum içinde yaşamak, çoğumuzun derin bir arzusu ve aynı zamanda bir meydan okumadır. Otantik kişilik, bu arayışa yanıt olabilecek bir kavramdır. Peki gerçek benliğimizi nasıl bulur ve ona nasıl sadık kalırız? İşte bu sorunun cevabını bulmak için bir keşfe çıkalım. Otantik Kişilik Nedir?Otantik kişilik, kişinin kendi içsel düşünce, duygu ve değerleriyle uyum içinde yaşamasıdır. Bu kendimizi tanımak ve bu bilgilere dayanarak hareket etmekle başlar. Gerçek benliğimizi anlamak, ihtiyaçlarımızı ve isteklerimizi bilmekle mümkündür. Bu süreç, yalnızca içsel düşüncelerimizle değil, duygularımızla da uyumlu olmayı gerektirir. Sosyal Roller ve Gerçek BenlikHayatın çeşitli aşamalarında farklı sosyal roller üstleniriz ve bu roller doğrultusunda değişen davranışlar sergileriz. Ancak bu durum, gerçek benliğimizden uzaklaştığımız anlamına gelmez. Sosyal rollerin gerektirdiği değişiklikler, otantik benliğimizin dinamik ve akışkan bir yapıya sahip olduğunu gösterir. Gerçek benliğimiz sabit değil, sürekli değişen bir yapıya sahiptir. Örneğin iş hayatımızda profesyonel ve sakin kalabiliyorken ebeveyn rolünde daha kaygı odaklı olabiliriz. Otantik Olmanın Önemi; otantik olmak, kişinin kendi gerçekliğini anlaması ve buna uygun davranması ile ilgilidir. Bu, içsel duyguların ve amaçların özgürce ifade edilmesi anlamına gelir. Otantik davranış, kişinin içsel değerlerine uygun hareket etmesini ve bu değerleri dışarıya yansıtmasını sağlar. Öte yandan, otantik olmayan davranışlar genellikle başkalarının onayını kazanma veya dışsal ödüller elde etme amacı taşır. Gerçek benliğinizle uyum içinde olmak, başkalarının görüşlerinden ve toplumsal normlardan bağımsız olarak kendi yolunuzu çizmenizi sağlar. Kendi düşünce, duygu ve değerlerinize uygun yaşamak, otantik kişiliğin temel bir özelliğidir. Otantikliğin Duygusal Boyutu; otantiklik, duygusal olarak içtenlik, kendinizle uyumlu olma ve duygularınızı açıkça ifade etme yeteneğiyle de ilgilidir. …

1 Ağustos 2024

Bir olma, birlikte olma arzusu insanın sosyal doğasında vardır. Romantik ilişkiler üzerine düşündüğümüzde genellikle birlikte olduğumuz kişiye duyduğumuz yakınlıkla birlikte ona ait hissetmek isteriz. Romantik ilişkilerdeki aidiyet duygusu güveni ve bağlanmayı pekiştirirken, aynı zamanda partnerimize karşı sevgiyi, tutkuyu, şefkati ve özveriyi hissederiz. Birlikteliklerdeki en büyük beklenti çoğu zaman ‘mutlu’ olabilmektir. Fakat her zaman mutlu olabilmek gerçekçi bir beklenti midir? Unutmamalıyız ki ilişkiler daima üç kişiliktir. Ben, sen ve aradaki ilişki. İlişkimiz içinde biz olmak için çabalarken eğer kendimize alan tanımazsak sağlıklı bir birliktelik bekleyemeyiz. Birliktelik içindeki bu dengeleri korumak kolay olmadığı gibi problem karşısında erkekler genellikle kendilerini ilişkinin önünde tutup ilişkiden uzaklaşırlarken; kadınlar ise duygularını daha üst seviyelerde yaşadıkları için bu durumun aksine ilişkilerini kendilerinin önünde tutarlar. Bu süreç içinde ben kavramı bizi ya da biz kavramı beni tüketmeye başladığında ilişkiye ve partnerimize karşı yabancılaşmaya başlarız.  Dolayısıyla da birlikteliğin başında hissedilen aidiyet ve güven duygusu yerini beklentilerle birlikte öfkeye bırakmaya başlar. İlişkinin içinde üstlendiğimiz rolleri özümüzü yitirmeden sahiplenmeliyiz. Kendimiz olabildiğimiz ve kendimizi mutlu edebildiğimiz takdirde ilişkiye de bu mutluluğu yansıtabiliriz. Düşünce üzerinden beklenti içinde olmak yerine davranışsal eylemlerde bulunup ilişkiden beklentimizi ilişkiye sunmalıyız. Partnerimize ne kadar yakın hissetsek ve onu sevsek de ilişkiye emek verilmediğinde ilişkimizin günden güne solduğunu fark ederiz. İlişkilerin en sancılı duygusu yalnızlık duygusu diyebiliriz. Anlaşılmadığımızı, görülmediğimizi, duyulmadığımızı düşünmek bize yalnız hissettirir. Birbirimizi ne kadar tanıyoruz? Söylenenlerin ardını ne kadar iyi görebiliyoruz? Aslında doğru soru belki de birbirimize olan ilgimizi ne kadar taze tutabiliyoruz? Birbiriyle sohbet etmeyen, yanlarında sürekli başkalarına ihtiyaç duyan, partnerinin nasıl hissettiğini anlama çalışmayan, …