Ergenlik dönemi, bireyin kimlik gelişimi açısından oldukça karmaşık ve belirsizliklerle dolu bir süreçtir. Bu dönemde ergenler hem fiziksel hem de duygusal olarak büyük değişimler yaşarlar. Kimliklerini keşfetmeye çalışırken içsel çatışmalar, aidiyet arayışı ve sosyal normlarla başa çıkma durumunda kalırlar.
Ergenlikteki belirsizlikler ve kimlik arayışı, ergenlerde korku ve endişelere neden olabilir. Aile ve toplumun değer yargıları ile kendi istekleri arasında denge kurma çabası, ergenlerin sık sık çatışma yaşamalarına sebep olur. Bu süreçte ergenlerin kendilerini aidiyet duygusu içinde hissetmelerine ve anlaşıldıklarını düşünmeye ihtiyaçları vardır. Ergenlerin, aileleri yerine genellikle akran gruplarıyla daha fazla zaman geçirmeleri ve onların onayını kazanma çabaları da tam olarak bu durumla ilgilidir.
Akran grupları, ergenler için önemli bir rol oynar. Bu gruplar, gençlerin kendilerini ifade etmelerine, benliklerini tanımalarına ve sosyal becerilerini geliştirmelerine olanak sağlar. Akranların kabulü, ergenler için güven duygusu yaratır ve toplumsal kabul görme ihtiyaçlarını karşılar. Bu nedenle ergenlik döneminde gençler genellikle aile merkezli olmaktan ziyade akran merkezli bir yaklaşım benimserler.
Ancak bu süreçte akran baskısı da ergenlerin baş etmesi gereken yeni bir problem olarak karşılana çıkabilmektedir. Sırf bu baskıdan korunabilmek için ergenler, akranlarının beklenti ve normlarına uymak için bazen kendi değerlerinden ödün verme eğiliminde olabilirler. Bu durum, gençlerin bazı riskli davranışlara yönelmelerine, sigara, alkol, uyuşturucu madde kullanımına başlamalarına veya sağlıksız ilişkiler içine girmelerine neden olabilir.
Ergenlerin akranları tarafından dışlanması ve açık bir şekilde eleştirilerek zorbalık görmeleri akran baskısının en sık görünen yönlerinden bir tanesidir. Ergenler akran zorbalığını yaşamamak için sırf arkadaşları kullanıyor diye aslında tadını sevmese bile onlar gibi olduğunu gösterebilmek için sigara veya alkol kullanımına başlayabilir. Dinlediği müzik tarzını arkadaşlarını gözlemleyip değiştirebilir. Giyiminde kendi tarzını yansıtmak yerine bağlı olduğu grubun kıyafetlerini giymek zorunda hissedebilir. Arkadaşlarının beğenisini almak üzere kendi görüşü olmadığı halde sosyal medyada farklı bir tutum takınabilir. Dikkat çekebilmek ya da umursamaz görünebilmek için okul derslerine ya da sınavlarına kasıtlı olarak çalışmayabilir. Çünkü bu durum akranları tarafından kabul görmelerini sağlar.
Ergenlerin, aileleriyle ilişkileri de bu süreçte önemli bir rol oynar. Ebeveynlerin, gençlerin arkadaş çevresini anlamaya çalışması ve gerektiğinde destek olması, ergenlerin sağlıklı bir kimlik gelişimi için kritik öneme sahiptir. Bu durum ergenin ailesine olan güvenini artırır ve onları karşısında değil yanında hissetmesini sağlar. Öte yandan, ebeveynlerin aşırı kısıtlayıcı veya anlayışsız davranmaları, gençlerin aileleriyle bağlarını zayıflatabilir ve onları tehlikeli akran gruplarına itebilir.
Bebeklikten çocukluğa, çocukluktan ergenliğe, ergenlikten ise yetişkinliğe geçiş dönemi bireylerde olduğu kadar ebeveynler için de sancılı bir süreç olabiliyor. Çünkü aileler de çocuklarının bireyselleşme sürecini kabul etmekte zorlanabiliyorlar. Bu süreçte ergenlerin güvende hissetmeye ihtiyaçları vardır. Bundan dolayı da sağlıklı sınırlar belirlenmesi oldukça işlevseldir. Sınırlar için ebeveyn otoritesi gerekirken aynı zamanda ergenlerin kabul görme gereksinimlerini aileler koşulsuz kabul yoluyla sağlamalıdırlar. Aileleri tarafından koşulsuz kabul gören bir ergen, akranlarından kabul görmediklerinde ailelerini bir liman olarak görebilir ve duygularını paylaşmak için de olanak sağlanmış olur. Aile olarak konu ne olursa olsun önce çocuğunuzu dinlemeli, anlamalı ve empati kurmalısınız. Aileler, kendi doğrularını dayatmaya çalışmak yerine çocuklarının kendi doğrularını belirlemesine olanak tanımalıdırlar.









