Cinsellik, varoluşumuzun temeli ve yaşam boyunca insan olmanın merkezi bir özelliğidir. Psikolojik olarak ele alındığında kişilerin cinsellik ile olan ilişkileri, içine doğdukları kültür, çocukluk deneyimleri, aile dinamikleri, travmatik öykü veya kültürel faktörler gibi pek çok konudan etkilenen bir olgudur.
Cinsellik, yaşamın merkezinde bir rol edindiğinden dolayı aslında düşüncelerimizde, duygularımızda, davranışlarımızda, tutum ve inançlarımızda, arzularımızda da yer alır. Dolayısıyla da cinsellik sanıldığı gibi yalnızca cinsel ilişkiye girmek değil; öpüşmek, sarılmak, erotik konuşmalar yapmak, arzulamak, hayal etmek hatta bazen sadece bakışmaktır.
Cinsellik varoluşumuzun özü, hayatımızın bu kadar önemli bir parçasıyken ironik bir şekilde aslında içinde bulunduğumuz toplumda üzerine konuşulmayan bir tabudur. Halbuki cinsellik bir keşif sürecidir. Cinsellik üzerine konuşulmalı, kişi kendisini bu konuda tanımalıdır.
Cinsellik; içinde tutku, aşk, güven, merak, arzu, şefkat gibi olumlu duyguları barındırırken toplumun normlarına bağlı olarak utanç, suçluluk, yetersizlik, kaygı gibi olumsuz duyguları da barındırabilir. Azımsanmayacak kadar çok kişinin partneri ile cinsellik üzerine konuşma ya da cinsel deneyimde bulunma konusunda zorluk yaşadığı bilinmektedir. Halbuki romantik ilişkilerde cinsellik ilişkinin önemli bir dinamiğidir ve partnerimizle aramızdaki bağın kuvvetlenmesinde önemli bir rol oynar.
Cinselliğin daima partnerler arasındaki güven, anlayış ve saygı çerçevesinde olması önemlidir. Her iki taraf için de keyifli, tatmin edici bir durum olmalıyken sağlıklı bir cinsellik için karşılıklı rıza ilk şarttır. Sonrasında ise açık iletişimde bulunulmalı yani ihtiyaçlar, istekler, duygular ve sınırlar net olarak paylaşılmalıdır. Partnerimizin fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarına karşı duyarlı olunduğunda çiftler arasındaki bu deneyim aradaki bağı güçlendirir. Doğamız gereği değişen, dönüşen bizler için cinsellikte monotonluktan çıkılmalı ve çeşitlendirilmelidir. Cinsellik partnerlerin birlikte deneyimledikleri ve keşfettikleri bir dünya olmalıdır.
Sonuç olarak cinsellik üzerine konuşmalı, kendimizi cinsel kimlik ve ihtiyaçlarımız doğrultusunda tanımalı ve cinselliği bir tabu olarak görmekten ziyade özümüzün bir parçası olarak kabul etmeliyiz.









